İş ve Yaşam Dengesi
İş yaşantısından, bir işte çalışıyor olmaktan farklı beklentileri, talepleri vardır herkesin. İşinde aranan biri olmak, kariyer yapmak, daha çok kazanmak... Beklentilerimizi karşılayabilmek için, daha çok çalışmamız, işimize daha çok zaman ve enerji harcamamız gerektiği yanılgısına düşeriz zaman zaman. Ailemizden, arkadaşlarımızdan, kendimizden çalıp, işimize vermeye başlarız, her geçen gün biraz daha fazla.
Bizim zaman değil, zamanın bizi kontrol etmesi durumu
Zaman; insanoğlunun hayatı programlamak, karmaşayı önlemek için kullandığı en etkin kavram. İşimize, evimize, ailemize, arkadaşlarımıza ayıracağımız zamanı programlamak hemen hepimizin en büyük hayali. Hayatı kolaylaştırmak için kullandığımız zaman "saatler, günler, haftalar, ... ", bir de bakmışız, biz onu kontrol etmeyi isterken, o bizi kontrol etmeye başlamış. Hiçbir şey zamanında yetişemez, hiçbir şeye zaman bulunamaz, hiçbir şey hayal ettiğimiz zamanda gerçekleşemez olmuş.
İşte başarının sırrı, daha çok çalışmak değil
Zamansızlıktan en çok köşeye sıkıştığımız yer, işyerimiz, iş yaşantımızdır. Herşey öylesine hızlı değişiyordur, gelişiyordur ki, iş dünyası içinde, yetişebilmek, olayın bir parçası olarak kalabilmek için, hep daha fazla çalışmak, hep daha fazla zaman harcamak durumundayızdır. Belirli bir süreye bağlı olarak çalışılacağı hayali ile başlayan iş serüvenleri, daha çok zaman, daha çok çaba, daha çok özveri ister her geçen gün. Bu talebe cevap verebilmek için, önce ailesinden, arkadaşlarından zaman çalmaya, onlara ait zamanları işine harcamaya başlar insan. Bu da yetmez, bir süre sonra kendisine ait zamanlarını, dinlenmelerini, tatillerini feda etmeye başlar. Gerek iş yaşamında, gerekse özel yaşamda başarının ve mutluluğun anahtarı, aradaki dengeyi sağlayabilmek, dengeyi koruyabilmektir oysa. Hep daha fazlasını, daha iyisini yapabilmek için daha çok çalışan insan, motivasyonunu, isteğini, enerjisini tüketir günden güne. Halbuki işinde başarılı olmanın sırrı, hep daha çok, daha çok çalışmak değil, yaşam dengesini sağlayabilmek, sürdürebilmektir.
Dengenin, iş lehine bozulması durumu
İş dünyası gelişip karmaşıklaştıkça, içindeki herkesi ona ayak uydurmaya zorlar. Önceleri küçük küçük başlayan bu değişime ayak uydurma çabası, yaşamın asıl amacı haline gelir zamanla. Müşterinin beklenmeyen taleplerine cevap verebilmek, rekabet şartlarına karşı koyabilmek, hep hazır görünebilmek isteği, işimizin tüm yaşantımızı doldurmasını getirir beraberinde. Önceleri kendimize ait olan günler, saatler, "iş" tarafından işgal edilir. Küreselleşmenin sonuçlarından biri olan, uluslararası çalışmalar içinde olmak, bu işgali tetikleyen en önemli etkenlerden biri. Günün 24 saati, dünyanın biryerlerinde birileri çalışıyordur kaçınılmaz olarak. Dünya'ya açılma isteğı ve bu açılmanın sonucu, günün herhangi bir satinde sizden bir talepte bulunulması, çözüm bekleyen bir problemle karşı karşıya kalınması demek. İşine ayıracağı zamanı proglamlayamamak, yaşamda olması gereken dengenin "iş" lehine bozulması sonucunu getiriyor doğal olarak. Daha çok çalışmak, her an taleplere cevap verebilir olmak, 24 saat cep telefonunu açık tutmak...
Suçlu kim, işteki yoğunluk mu?
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun








